top of page

GATA ya Ne Oldu?

2013 yılı ekim ayında Gülhane'yi kazandım. Hem tıp fakültesi hem de askeri okul olmasından dolayı hem tereddüt ediyor hem de korkuyordum. Doktor mu olacaktım asker mi ikisini aynı anda nasıl yapacaktım bilemiyordum.


Anadolu'dan gelen gariban bir aile çocuğu olarak Gülhane'nin imkanlarının benim için mükemmel olduğunun farkındaydım. Çünkü okul her şeyinizle ilgileniyordu. Yurt ücretsiz yeme içme ücretsiz eğitim materyali ücretsiz yetmiyor bir de üstüne aylık burs veriliyordu. Aileye yük olmak gibi bir dert kalmıyordu. Bütün bu düşüncelerle eğitim hayatıma başladığımda endişelerimin yersiz olduğunu fark etmeye başladım. Henüz en başında önce askeri eğitim görüp ardından yemin töreni ile okul hayatımız başladı. 160 kişilik sınıfımızda neredeyse hepimiz benzer duygular hisler içerisindeydik.

Diğer askeri okullara kıyasla tahmin ediyorum ki tıp fakültesi olmamızdan dolayı kurallar biraz daha esnekti. Örneğin Kara Harp Okulu öğrencileri haftanın bazı günleri dışarı çıkarken biz her gün çıkabiliyorduk. Diğer okullardaki ast üst olayı Gülhane'de de vardı ama komutan değil de abi kardeş ilişki şeklindeydi. Üst dönemlerimiz bir yanlışımızı gördüğün çarpıyorlardı tabi ama sonrasında her şeyinizle ilgileniyorlardı.

Kendi devrenizi tanımak zorundaydınız. Yani 160 kişiyi isim soy isim olarak bilirdik. O yüzden de birlik beraberlik ruhu çok gelişmişti. Aynı yurtta aynı odada aynı derslikte hep iç içe geçiyordu günlerimiz. Tabi bunun avantajını ilerleyen yıllarda daha çok hissedecektik. Çünkü 160 kişi ülkenin ve hatta dünyanın her yerine yayıldı. Gittiğiniz her yerde bir Gülhaneli ile karşılaşabiliyorsunuz. Bir problem yaşadığınızda yardım alabiliyorsunuz.


Eğitim seviyesi ise tartışılmazdı. Eğitici kadrosu hem nitelik bakımından hem nicelik bakımından çok üst düzeydeydi. Askeri okul olmasından dolayı tıp fakültesi puan sıralaması biraz yüksek olsa da eğitim ve yayın anlamında ülkedeki en iyi 5 fakülteden biriydi Gülhane. Bir çok okulda en basit haliyle kadavra bulunmaz ya da sayısı çok az iken Gülhane'de kadavra havuzu vardı ve sürekli yeni kadavralar gelirdi. Yine dışarda bir öğrencinin bir Prof ya da doçente ulaşması zorken Gülhane'de her hocanın üç tane danışma öğrencisi vardı ve birebir ilgilenir yemeğe götürür sohbet ederlerdi.

Günler bu çerçevede hızla akıp giderken 2016 temmuzda malum sebeplerden Gülhane kapatıldı. Bizler askeri tabip olmanın hayallerini kurarken bir gecede hayallerimizi kaybettik. Heveslerimiz boğazımıza dizildi. Hayatımızın en karanlık gecesini yaşadık. Olan sadece bize değil topyekun bir kültüre oldu. GATA ve diğer bütün askeri hastaneler kapatıldı. Askeri tabiplik geleneği yok edildi. Ortadoğu gibi bir coğrafyada böylesine stratejik bir konumda askeri tabiplik olmadan da TSK'nın işlevini sürdürebileceği konuşuldu.


Bunun doğru yanlış yönlerini zaman gösterecektir elbet ama suçlu suçsuz ayırt etmeksizin bir çok kişinin hayalleri alt üst edildi. Geriye tozlu dolaplarda hatıra olarak sakladığımız harici kıyafetimiz kaldı..


Asaf Halet Çelebi'nin dediği gibi


sana bana olan ona da oldu

kendi çatısı altından GATA yok oldu...


 
 
 

Yorumlar


  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

Inner Pieces

123-456-7890

info@mysite.com

© 2035 by Inner Pieces.

Powered and secured by Wix

İLETİŞİM

Bana Sor

ileti için tesekkürler

bottom of page